AMELİYATLAR

RİNOPLASTİ
RİNOPLASTİ

Ameliyat Öncesi Değerlendirme Estetik Değerlendirme; Önce gözlem; nefes alırken burun kanatları ve yan duvarlarında çökme olup olmadığı (burun valfi), burun cildi( kalınlığı) değerlendirilir. Sonra burun kökünden başlayıp dudağa kadar burnun kemik ve kıkırdak yapıları muayene edilerek değerlendirilir. Burun kemikleri (kısa nazal kemik var mı, sertlik, kalınlık, burun kemeri, eğrilik, düzensizlik, asimetri), burun kıkırdakları (şekil, konum, büyüklük, kalınlık, esneklik, asimetri, fazlalık, eksiklik, burun ucu desteği, düşüklük, kalkıklık, eğrilik, genişlik, dolgunluk), burun tabanı ve burun delikleri (genişlik, darlık,asimetri, burun kenarlarında çekiklik) değerlendirilir. Burun-alın ve burun-dudak açısı, burnun yüzdeki ve kendi içindeki oranları değerlendirilir.Gülerken ve konuşurken üst dudak ve burun ilişkisi, burun kaslarındaki gerilme ve kasılmalar dikkatle değerlendirilir. Alt çene ve ucudeğerlendirilir. Burun şekli ile ilgili olarak alından başlayarak dudağa kadar burundaki şekil bozuklukları veya düzelmesi istenen ayrıntılar konuşulur. Fonksiyonel Değerlendirme; Burun tıkanıklığı olup olmadığı, varsa daha çok hangi tarafta olduğu, sabit mi değişken mi olduğu, normal nefes almada mı derin nefes alma veya efor sarf ederken mi olduğu öğrenilir. Daha sonra burun içi muayenesine geçilir. Burun septumu (eğrilik, kayma, kıkırdağın kalınlığı ve miktarı), burun etleri (büyüklük ve anatomik varyasyonlar), burun valfi, polip, sinüzit vs. varlığı değerlendirilir. Klasik burun içi muayenesinde burnun arka kısmındaki problemlerin %40 ı gözden kaçar. Bu nedenle mutlaka endoskopik muayene ile burnun arka kısmının ve geniz bölgesinin görülmesi gerekir.Gerektiğinde burun ve sinüs tomografisi çekilir. Fotoğraf Çekimi ve Bilgisayar Analizi Standart fotoğraf çekiminde burun; önden, alttan, sağ yan(profil), sağ oblik(45°), sol yan(profil), sol oblik(45°) olmak üzere 6 farklı açıdan fotoğraf çekilir. Ben standart fotoğraf çekimi haricinde gülerken ve yukarıdan da burnun fotoğrafını çekiyorum. Gülerken çekilen fotoğraf burun ve dudak ilişkisini gösterirken, burundaki orta hattan sapmalar en iyi yukarıdan çekilen fotoğraflarda görülebiliyor. Daha sonra fotoğraflar bilgisayara aktarılır, özel bir program sayesinde yüzünüze en uygun burun şekli tasarlanır. Bu tasarım, ameliyatı planlamada oldukça yardımcı olur. Ancak bilgisayarda oluşturulan görüntü ile ameliyat sonucunun birebir aynı olamayabileceği, son derece yakın bir görünüme ulaşılabileceği bilinmelidir. Ameliyat öncesinde sürekli kullandığınız ilaçlar, kronik hastalıklar (hipertansiyon, şeker hastalığı vs.), daha önce geçirilmiş ameliyatlar, alerji, kanama problemi gibi konularda mutlaka doktorunuzu bilgilendiriniz.Ameliyattan 10 gün önce aspirin ve benzeri (naproksen, ibuprofen,..) kan sulandırıcı ağrı kesicilerin, A vitamini, Gingo biloba’nın kesilmesi (morluk ve şişliği artırabilirler), 5 gün önce alkolün kesilmesi (ödemi artırabilir), sigaranın kesilmesi (yara iyileşmesini geciktirir, anestezi sonrası akciğer problemlerini artırır, enfeksiyon riskini artırır) önerilir. Rinoplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır? Son yüz yılda bilim ve sanattaki değişimle beraber rinoplasti yaklaşımı ve anlayışı da değişmiştir. Önceleri rinoplasti ameliyatı burnun küçültülmesi (redüktif rinoplasti) şeklinde uygulanmaktaydı. Redüktif rinoplastide fazlaca kıkırdak ve kemik çıkarılıyor ve küçük bir burun elde ediliyor, burun iskeleti yapısal olarak zayıflıyordu. Erken dönemde bu durum hastalar için oldukça tatmin edici iken yıllar geçtikçe burunda gelişen yapay ve orantısız görünüm hastaları mutsuz etmekteydi. Ayrıca burnun birçok yapısal destek mekanizması zayıfladığından nefes alma problemleri de gelişmekteydi. Günümüz modern rinoplasti anlayışında küçültme değil yeniden şekillendirme prensibi kabul görmektedir. Bunun için sadece gerektiği kadar eksizyon (kıkırdak veya kemik çıkarılması), sütür (dikiş) ve greft teknikleri uygulanmaktadır. Benim rinoplastideki felsefem ve hedefim; estetik olarak güzel, çekici ve yüzün bütünü ile orantılı, yapısal olarak sağlam ve kalıcı, fonksiyonel olarak da rahat nefes alan bir burun elde etmektir. Kapalı ve Açık Yaklaşım Nedir? Neredeyse son 50 yıldır rinoplastinin açık mı kapalı mı yapılması konusu tartışılmaktadır. Burada şunu baştan bilmek gerekir; açık ya da kapalı yaklaşım, ameliyat tekniği değil burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşmak için kullanılan yoldur. Açık veya diğer adıyla Eksternal yaklaşımda kolumellaya (burun deliklerini birbirinden ayıran yapı) ters V veya W şeklinde yapılan küçük bir kesi sonrası cilt kaldırılarak burnun kıkırdak ve kemik yapılarına ulaşılır. Ameliyatın son aşamasında ciltteki kesi dikilerek kapatılır. İyileşme sonrası bu kesi izi normalde fark edilmez. Ancak çok yakından ve dikkatli bakıldığında fark edilebilir. Kapalı yaklaşımda ise tüm kesiler burun içinden yapılır. Burada açık veya kapalı yaklaşımdan biri diğerinden daha iyidir diye bir kural yoktur.  Ben burnun durumuna göre bu yaklaşımların her ikisini de uyguluyorum. Örneğin orta hatta kemerli bir burunda, burun ucu simetrik ve düzgün ise kapalı yaklaşımı tercih ediyorum. Kapalı yaklaşımın avantajı;burun ucu (tip) destek mekanizmalarını pek bozmaması, daha az travmatik olması, iyileşmenin daha kısa sürmesi, ameliyat sonrası ödemin daha çabuk düzelmesi, burun ucunda his kaybı olmaması olarak sayılabilir. Eğri burunlar, major revizyon gerektiren burunlar, burun ucunda belirgin asimetrisi olan burunlarda ve yarık dudak rinoplastisinde açık yaklaşımı tercih ediyorum. Açık yaklaşımın avantajı ise burnun tüm kıkırdak ve kemik yapılarına hakim olunabilmesi ve her türlü greft ve sütür (dikiş) teknikleri uygulamalarına olanak sağlamasıdır. KBB uzmanı olarak bana gelen hem primer hem de revizyon rinoplasti hastalarının çoğunda komplike sorunlar ve nefes alma problemleriolduğundan, yarıdan fazlasını açık yaklaşımla ameliyat ediyorum. Ameliyat süresi burnun şekline ve yaklaşıma göre 1-4 saat sürer. Benim için önemli olan ameliyatın süresi değil sonucudur!

RİNOPLASTİ
REVİZYON RİNOPLASTİ
REVİZYON RİNOPLASTİ

Bir önceki rinoplasti ameliyatının istenmeyen sonuçlarını gidermek için yapılan ameliyattır. Terminolojide bazı tartışmalar vardır. Bazılarına göre cerrahın kendi yaptığı ameliyatın olumsuz sonuçlarını düzeltmek için yapılan ikinci ameliyata revizyon rinoplasti, başka cerrahlarınkini düzeltmeye sekonder rinoplasti denir. Ancak yaygın kullanımı ilk ameliyatı kim yaparsa yapsın 2. 3. veya daha fazla yapılan düzeltme ameliyatlarına revizyon rinoplasti denir. Ne yazık ki rinoplasti ameliyatı her hastada olumlu sonuçlanmamaktadır. Burun ucu sıkılmış-daralmış, geniş, asimetrik, düşük, sarkık veya aşırı kısalmış ve kalkık (domuz burnu) görünümde olabilir. Burun delikleri asimetrik veya geniş olabilir. Burun yan duvarlarında çökme (alar kollaps) ve nefes alma güçlüğü olabilir. Burun sırtındaki kemer devam ediyor olabilir, burun sırtında çöküklük, burunda kıkırdak kemerin yetersiz alınması sonucu papağan burnu (pollybeak) görünümü veya aşırı alınması sonucu burun sırtında çökme (saddle nose) olabilir.Burun orta kısmında ters V görünümü, eğri burun (twisted nose), deviasyonun devam etmesi, burun sırtında düzensizlikler, burun içi veya dışında aşırı skar (nedbe) dokusu gelişimi, deri ve yumuşak doku problemleri olabilir. Aslında primer rinoplastideki estetik ve fonksiyonel komplikasyonlar revizyon rinoplastinin endikasyonlarını (gerekçesini) oluşturmaktadır. Ne yazık ki primer rinoplasti sonrası %7-15 oranında revizyon (düzeltme) ameliyatı gerekmektedir. Bunların bir kısmı minör bir kısmı ise majör revizyon gerektirir. Minör revizyonda; ilk ameliyatın sonucu kabul edilebilirdir ve küçük rötüşler gerekmektedir. Hasta mevcut burnu ve genel görünümü ile mutlu olabilir ama küçük düzeltmeler isteyebilir. Ancak önceki rinoplasti ameliyatı sonucunda belirgin şekil bozukluğu varsa major revizyon gerekir.

REVİZYON RİNOPLASTİ
SEPTOPLASTİ
SEPTOPLASTİ

Septum Deviasyonu Nedir? Burun tıkanıklığı toplumda sık görülen bir şikayettir, erişkinlerin yaklaşık üçte birinde kronik burun tıkanıklığı görülmektedir. Nazal septum; her iki burun deliğini birbirinden ayıran ortadaki bölmeye denir. Bu bölme (septum) önde kıkırdak, burnun gerisinde ince bir kemik yapıdan oluşur. Üzeri mukoza ile örtülüdür. Septumun orta hattan sağa ya da sola eğilmesine septum deviasyonu kısaca deviasyon denir. Aslında erişkinlerin yaklaşık %80 inde az ya da çok deviasyon görülür ancak bunların çoğu şikayet oluşturacak düzeyde değildir. Deviasyon Neden Olur? Deviasyon oluşumunun en önemli nedeni burun travmalarıdır. Bu travmalar anne karnındaki travmalardan, doğum sırası ve sonrasındaki travmalarıda içerir. Ancak sıklıkla çocukluk çağındaki küçük veya büyük travmalar neticesinde burun bölmesinin (septumun) farklı büyüme noktaları tetiklenir, kıkırdak üretimi artar ve büyüme sürdükçe septum kıkırdak ve/veya kemiği eğilmeye başlar. Bazen septum kıkırdağında kırık hattı oluşabilir. Travmanın şiddetine ve yönüne göre deviasyonun şiddeti, şekli ve yönü değişir. Bu travmalar bazen burnun dış görünüşünü de bozabilir. Ne gibi Şikayetlere Neden Olur? • Burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama; Genellikle deviasyon olan tarafta sabit bir tıkanıklık, diğer tarafta ise burun etinin zaman zaman şişmesine bağlı değişken tıkanıklık gözlenir. Hastalar farkında olmadan genelde deviasyon olan tarafa yatınca daha rahat nefes alırlar. Deviasyonun derecesi değişmese bile verdiği tıkanıklık ve rahatsızlık hissi 30 lu yaşlardan sonra kendini daha fazla hissettirir. Ağzı açık uyumaya bağlı olarak özellikle sabahları boğazda kuruma, yapışıklık hissi olur. Uyku kalitesi olumsuz etkilenir ve genellikle dinlenmemiş uyanılır. Ayrıca burundan rahat nefes alamama durumu efor kapasitesini bir miktar düşürür. • Sık tekrarlayan Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu (sinüzit, farenjit vs); Belirgin deviasyonu olan kişiler daha sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir ve iyileşmeleri de genelde daha uzun sürer. • Tekrarlayan burun kanaması; Özellikle keskin çıkıntı şeklinde deviasyonu olanlarda çıkıntı olan bölgede mukoza incelir, kurur ve zaman zaman burun kanamasına neden olabilir.• Koku alma güçlüğü; Deviasyon burun içinin üst kısmındaki koku bölgesine koku moleküllerinin ulaşmasını engelleyerek koku alma güçlüğüne sebep olabilir. • Yüz bölgesinde ağrı; Mukozal temas bölgeleri oluşturarak kontakt baş ağrısına neden olabilir. Bu tür ağrılar genelde yüzün ön bölgesinde ve künt karakterlidir. Çok şiddetli değildir ancak rahatsız edicidir. • Geniz akıntısı • Deviasyon doğrudan kalp veya akciğer hastalığına neden olmaz ancak var olan bir hastalığı artırabilir. Teşhis Nasıl Konulur? Burun spekulumu denen aletle burun kanatları biraz açılarak burun septumu muayene edilir. Septumun arka kısmı, burun etleri, sinüs kanallarının burun içine açıldığı yerlerin de görülmesi için endoskopik muayene yapılır. Endoskopik muayenede burun endoskopu denen, ucunda minik kamera ve ışık bulunan 2,7 veya 4 mm kalınlığında bir aletle burun içinden muayene yapılır. Her iki muayene yöntemi de ağrısızdır ve kısa sürer. Deviasyon teşhisi için sıklıkla tetkik gerekmez, ancak beraberinde burun etlerinde aşırı büyüme, sinüzit, polip gibi başka burun problemleri de varsa sinüs tomografisi çekilerek burun ve çevresindeki sinüs yapıları  detaylı olarak değerlendirilebilir. Tedavi Nasıl Yapılır? Septum deviasyonunun tedavisi ameliyattır. Deviasyon ameliyatına “septoplasti” denir. Septoplasti genel anestezi, lokal anestezi veya sedasyon dediğimiz tam uyutulmadan yapılabilir. Önceki yıllarda daha çok lokal anestezi ile yapılırken son yıllarda anestezideki gelişmeler, anestezi uzmanlarının yeterli sayıda ve tecrübede olması, hasta ve cerrahın daha konforlu olmasından dolayı genel anestezi tercih edilmektedir. Ameliyat öncesinde anestezi doktoru muayenesi ve bazı tetkiklerle ameliyata engel veya riskli bir durum olup olmadığı değerlendirilir. Septoplasti Ameliyatı Hangi Yaşlarda ve Mevsimde Yapılır? Kıkırdak-kemik gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığı kızlarda 16-17, erkeklerde 17-18 yaşından sonra yapılabilir. Ameliyata engel bir durum olmadıkça üst yaş sınırı yoktur. Bazı istisnai durumlarda çocuklarda da septoplasti ameliyatı yapılabilir. Özellikle burundan nefes almayı tamamen engelleyen, uyku apnesine neden olan, ağız-çene-diş gelişimini olumsuz etkileyen deviasyon varlığında “çocuk septoplastisi” yapılabilir. Ancak çocuklarda büyüme gelişme devam ettiği için burun septumunun büyüme noktalarına dokunmadan sınırlı bir müdahale ve düzeltme yapabiliriz. Bu çocukların yaklaşık yarısında 17-18 yaşında tekrar ameliyat gerekebilmektedir.Septoplasti ameliyatı her mevsim yapılabilir ancak yoğun mevsimsel alerjik riniti olanlarda ameliyat sonrası burun içi ödem, hapşırık ve buna bağlı kanama daha sık olabileceğinden bu hastalarda alerji dönemi geçtikten sonra ameliyat önerilir. Septoplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır?   Ameliyatta burun içinden bir kesi yapılarak burun septumuna ulaşılır. Aşırı eğri kemik kırılarak çıkarılır. Kıkırdakdaki eğrilikler mümkünse burun içinde, değilse dışarı çıkarılarak düzeltilir ve burun içine geri konulur. Daha sonra yapılan kesi kendiliğinden eriyen dikişlerle dikilir. Burnun dışında da eğrilik olduğunda, yüksek deviasyonda, septum kıkırdağının ucundaki deviasyonlarda burun içinden düzeltme yapmak zor olabilir. Bu durumda açık teknik dediğimiz yaklaşımla (burun cildi kaldırılarak) ameliyat yapılır. Ameliyat süresi deviasyonun türüne ve seçilen cerrahi yaklaşıma göre 30 dakika ile 1,5 saat arasında değişir. Ameliyattan sonra 3-4 saat gözlemlenen hasta, sonrasında kontrol edilerek evine gönderilebilir. Eğri burunlarda yani burnun orta hattan sağa veya sola yattığı, C şeklinde veya S şeklindeki burunlarda burun septumunu tek başına düzeltmek zordur. Burnun dışı nereye giderse içi de oraya gider. Bu durumda başarılı bir sonuç için burnun hem dışını hem de içini düzeltmek gerekir. Yani “septorinoplasti” dediğimiz estetik ve fonksiyonel burun cerrahisini beraber yapmak gerekir. Ameliyat Sonrası  Ameliyat sonrası hafif ağrı olabilir, ağrı kesicilerle kolaylıkla giderilebilir. Septoplasti ameliyatı burun şeklinde herhangi bir değişikliğe, şişliğe ya da morluğa neden olmaz.Ameliyat bitiminde burun içine yumuşak silikondan yapılmış esnek tamponlar konulur (doyle splint). Bu tamponların ortası boruludur, kurumuş sümük veya pıhtı ile tıkanmazsa tamponlu iken de burundan nefes alınabilir. Sadece septoplasti yapılmışsa 2-3 gün, beraberinde burun etlerine de (konka cerrahisi) müdahale edilmişse veya burun estetiği ile beraber yapılmışsa 5-7 gün sonra tamponlar çıkarılır. Çıkarma işlemi 10-15 saniye sürer ve ağrısızdır. Bazı hastalarda burun mukozası ve septum eriyen dikişlerle birbirine dikilerek tamponsuz ameliyat yapılabilir. Ancak silikon tamponlar hem kanamayı, hem de ameliyat sonrası burun içinde yapışıklık gelişme riskini azalttığından tercih edilir. Ameliyattan sonra 1-2 gün burunda sızıntı şeklinde kanamalar olabilir, sonraki birkaç gün sümükle karışık akıntılar olur. Sonrasında 1-2 hafta süren burun içinde kabuklanmalar olur. Bu kabuklar serum fizyolojik ile yumuşatılarak temizlenebilir. Ameliyat sonrası 7-10 gün istirahat önerilir. Ancak efor gerektirmeyen bir iş yapılacaksa ve ameliyat sonrası herhangi bir olumsuzluk yaşanmadıysa 5. günden sonra çalışabilir, seyahat edilebilir. Ameliyattan 10 gün sonra buruna normal su çekilebilir, hafifçe sümkürülebilir. Septoplasti Ameliyatından Sonra Ne Gibi Komplikasyonlar Görülebilir? Septoplasti ameliyatında komplikasyon nadirdir, olası komplikasyonlar; • Kanama • Septal Hematom (Burun kıkırdağı ile mukoza arasında kan birikmesidir. Mutlaka boşaltmak gerekir) • Enfeksiyon • Septum Perforasyonu (Nazal septumun tam kat delinmesidir. Burun ameliyatlarındaki mukozal yırtıklar sonucu gelişir. Perforasyonu önlemek için septoplasti ameliyatında karşılıklı mukozal yırtıklar fark edildiğinde mutlaka dikilmelidir.) • Burun içinde yapışıklık • Deviasyonun Nüks Etmesi • Burun sırtında çökme (Septum kıkırdağı fazlaca alınırsa burun desteği zayıflar ve “Saddle Nose” denen semer burun oluşabilir. Bu durumu önlemek için burun sırtı ve önde 1,5 cm lik L şeklinde sağlam kıkırdak korunmalıdır) Septum Deviasyonu Ameliyattan Sonra Tekrarlar mı? Deviasyon ameliyatı (septoplasti) başarı beklentisi yüksek bir ameliyattır. Birçok KBB cerrahı için kolay bir ameliyat gibi görülmesine rağmen doğru tespit yapılmazsa ve doğru teknik uygulanmazsa başarısızlık olabilir. Başarılı bir ameliyattan sonra buruna travma olmadıkça veya komplikasyon gelişmedikçe deviasyon tekrarlamaz. Ancak yüksek deviasyon, burun kıkırdağı ucu deviasyonu, burun kıkırdağında kırık hattı şeklindeki deviasyonları düzeltmek için ilave teknikler gereklidir. Bu durumlarda bazen açık teknik ile ameliyat yapmak gerekir. Eğri burunlarda septorinoplasti dediğimiz estetik ve fonksiyonel burun cerrahisini beraber yapmak gerekir. Başarısızlığın en önemli nedeni bunların göz ardı edilmesidir. Ayrıca deviasyon dışında burun eti büyümesi, burun valfi darlığı, burun polibi gibi burun tıkanıklığına neden olan başka problemler de varsa aynı seansta tedavi edilmelidir. Aksi halde septoplasti başarılı da olsa burun tıkanıklığı devam edebilir. Deviasyon ameliyatının başarısız olması veya deviasyonun nüks etmesi durumunda ikinci, üçüncü kez ameliyat yapılabilir.

SEPTOPLASTİ
KONKA REDÜKSİYONU (BURUN ETİ K...
KONKA REDÜKSİYONU (BURUN ETİ KÜÇÜLTÜLMESİ)

Konka (Burun Eti) Nedir, Ne İşe Yarar? Konkalar her iki burun boşluğunun yan duvarlarında aşağıdan yukarıya doğru üçer adet (alt, orta, üst konka) sıralanmış yapılardır. Bu yapıların iç kısmı kemik dış kısmı mukoza denen örtü ve her ikisi arasında yumuşak dokudan oluşur. Konkaların en büyüğü en altta ve önde olan alt konkadır. Konkalar havanın ısıtılması, nemlendirilmesi ve filtre edilmesine yarar. Ayrıca konka mukozası burun içi mukozayla beraber immunglobulin, lizozim, laktoferrin gibi çeşitli enzimler ve koruyucu proteinler üreterek burnun immun fonksiyonunu  sağlar.  Burundan giren hava geniz bölgesine ulaşana kadar 25 derece sıcaklığa ve %90 neme ulaşır. Bu işlevi yaparken özellikle alt konka zaman zaman büyür veya küçülür. Büyüme ve küçülme konkanın kan dolaşımının artıp azalmasıyla olur. Sağlıklı erişkinlerin %80 inde nazal siklus denen bir döngü vardır. Bu döngüde burnun bir tarafındaki alt konka büyürken diğer tarafdaki küçülür. Bu döngü 3-6 saatte bir tekrarlanır. Burundan geçen toplam hava değişmediğinden bu döngü sıklıkla fark edilmez. Konka Hipertrofisi (Burun Eti Büyümesi) Neden Olur? • Alerjik Rinit; Konka hipertrofisinin en önemli nedeni burun alerjisi (alerjik rinit) dir. • Hormonal nedenler; Hipotiroidi, Şeker Hastalığı, Akromegali (büyüme hormonunun aşırı salgılanması) • İlaçlar; Tansiyon ve Kalp ilaçlarının bazıları (Alfa antagonistler, Beta blokürler, Anjiyotensin Converting Enzim (ACE) inhibitörleri), Metil Dopa, Oral Kontraseptifler (doğum kontrol hapları), Psikotropik ilaçlar, Aspirin ve diğer nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar(NSAİ), Rinitis medikamentoza (kısa sürede burnu açan burun spreylerinin uzun süre kullanımı sonrası rebound etki oluşur. Yani normalde burun etlerini büzüştürecekken tam tersi etki ile burun etlerini şişirmeye başlar.) • Kompansatris hipertrofi; Septum deviasyonu olanlarda deviasyon olan tarafın karşı tarafındaki konkanın şişmesidir. • Yapısal büyüme; Alt konkanın kemik kısmı yapısal olarak büyük olabilir, Orta konkada gelişimi esnasında içi hava dolu balonlaşma (konka bülloza) oluşabilir. • Enfeksiyonlar; Nezle, Grip, Sinüzit gibi enfeksiyonlarda burun etleri şişer. • Çevresel faktörler; Kirli hava, Sigara dumanı, Boya, Çamaşır suyu, bazı parfüm kokuları, Kimyasal gazlar • Vazomotor rinit; Özellikle 35-40 yaşından sonra soğuk ve kuru hava, yüksek nem, sigara, kimyasal irritan kokular, yorgunluk, stres, ani ısı ve nem değişimi ile burun etlerinin sinirsel uyarılımında ani değişim olur. Buna bağlı olarak burun etleri şişer ve burun mukozasından aşırı salgı üretilir. Burun tıkanıklığı ve burun akıntısı olur. Semptomlar ani başlar ve kısa sürer. • Fizyolojik ve geçici büyüme yapan nedenler; Nazal siklus, Egzersiz (sempatik deşarja bağlı olarak konkalarda kan toplanır ve şişer), Gebelik (gebeliğin özellikle son haftalarında artar, gebelerin %15-20 sinde olur, doğumdan 2 hafta sonra geçer), Ergenlik (hormonal değişime bağlı olarak konkalar şişer), Pozisyonel (yan yatma durumunda altta kalan konkada kan göllenir ve şişmesine neden olur, dik pozisyona geçince göllenen kan boşalır ve burun tıkanıklığı azalır), Cinsel Uyarılma ve Orgazm(genitonazal reflex denen bir mekanizma ile konkalar şişer) Ne Gibi Şikayetlere Neden Olur? • Burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama; Genellikle yatar pozisyonda burun tıkanıklığı artar. Nedeni yatar pozisyonda konkaların daha çok kanlanmasıdır. Ağzı açık uyumaya bağlı olarak özellikle sabahları boğazda kuruma, yapışıklık hissi olur. Uyku kalitesi olumsuz etkilenir ve genellikle dinlenmemiş uyanılır. Ayrıca burundan rahat nefes alamama durumu efor kapasitesini bir miktar düşürür. • Koku alma güçlüğü; Burun tıkanıklığı yapan diğer nedenler gibi konka hipertrofisi de koku moleküllerinin burun içinin üst kısmındaki koku bölgesine ulaşmasını engelleyerek koku alma güçlüğüne sebep olabilir. • Yüz bölgesinde ağrı; Mukozal temas bölgeleri oluşturarak kontakt baş ağrısına neden olabilir. Bu tür ağrılar genelde yüzün ön bölgesinde ve künt karakterlidir. Çok şiddetli değildir ancak rahatsız edicidir. • Geniz akıntısı Teşhis Nasıl Konulur? Burun spekulumu denen aletle burun kanatları biraz açılarak burun içi muayene edilir. Bu muayene ile alt konkaların ön ve orta kısmı, orta konkanın ön kısmı rahatça görülebilir. Burun etlerinin arka kısmının görülmesi için endoskopik muayene yapılır. Endoskopik muayenede burun endoskopu denen, ucunda minik kamera ve ışık bulunan 2,7 veya 4 mm kalınlığında bir aletle burun içinden muayene yapılır. Her iki muayene yöntemi de ağrısızdır ve kısa sürer. Konka hipertrofisi teşhisi sıklıkla tetkik gerektirmez, ancak burun etlerinin kemik kısmındaki büyümelerin veya konka bülloza dediğimiz orta konkanın içi hava dolu balonlaşmasını görebilmek için sinüs tomografisi çekilerek detaylı değerlendirme yapılabilir. Tedavi Nasıl Yapılır? • Önlemler; Yatak başını yükseltmek, Odayı nemlendirmek, Tuzlu su ile burun yıkama yapmak, • İlaç Tedavisi; Kortizonlu burun spreyleri, Dekonjestanlar (ağızdan veya burun spreyi şeklinde kullanılabilir. 5 günden fazla kullanılmamalı, ağızdan hap şeklinde olanları; yüksek tansiyon, kalp hastalığı, ritim bozukluğu, prostat, göz tansiyonu olanlarda ve gebelikte kullanılmamalı), Antihistaminikler (alerji ilaçları) • Radyofrekans uygulaması; Lokal anesteziyle kolaylıkla yapılabilir. Alt konkaya 3 farklı noktadan bir iğne batırılır. İğnenin ucunda sınırlı bir alanda ısı oluşur. Isı oluşumu sınırlı bir alanda olduğundan konka mukozasına zarar vermez. İşlem her bir konka için ortalama 5-10 dakika sürer. Önce konka ödemlenerek şişer, 3. haftadan sonra uygulama alanlarında büzüşme başlar ve 1,5 ay sonra büzüşme tamamlanır. Kanama pek olmaz. Hastanede yatış gerektirmez, ertesi gün işinize dönebilirsiniz. Literatürde %80-90 lara varan etkinliği olduğu söylense de kişisel deneyimim bundan daha az olduğu ve birkaç kez tekrar gerektirdiği, uzun vadede de cerrahi küçültmenin yerini tutmadığıdır. Konkalar tekrar şişerse 2 şer ay arayla 2-3 kez tekrarlanabilir. Radyofrekans uygulamasından hemen sonra konkaların yanlara doğu kırılması etkinliğini artırır. Kişisel olarak radyofrekansı; çocuklarda, kan sulandırıcı kullanan hastalarda, burun tıkanıklığının sebebinin sadece konka hipertrofisi olduğunu düşündüğüm hastalarda, konka kemiğinin büyük olmadığı hastalarda, genel anestezi alması riskli olan hastalarda, cerrahi tedaviyi istemeyen veya kısa sürede işine dönmesi gereken hastalarda tercih ediyorum. • Cerrahi Tedavi; Konka cerrahisi genel anestezi, lokal anestezi veya sedasyon dediğimiz tam uyutulmadan yapılabilir. Günümüzde konka mukozasını koruyarak burun etinin içerden küçültüldüğü teknikler; yan etkisi en az, iyileşme süresi daha kısa, ameliyat sonrası kanama ve kabuklanmanın daha az ve sonuçlarının daha başarılı olduğu tekniklerdir. Endoskopik submüköz konka redüksiyonu dediğimiz ameliyatta; mikrodebrider denen aletle konkanın üzerini örten mukozaya zarar vermeden altındaki yumuşak doku fazlalığı bir yandan traşlanır bir yandan vakumla çekilerek ortamdan uzaklaştırılır. Konka kemiğinin büyük olduğu durumlarda kemiğinde bir kısmı alınır. Ameliyat her bir konka için ortalama 10-15 dakika sürer. Ameliyat sonrası burun içine 1-2 gün durmak üzere tampon konur. Hasta aynı gün evine gönderilebilir. Tamponlar çıkarıldıktan sonra 2-3 gün hafif sızıntı şeklinde kanama olabilir. İyileşme süresince birkaç hafta burun içinde kabuklanma olabilir. Bu kabuklar serum fizyolojik ile yumuşatılarak temizlenebilir. Ameliyat sonrası 5-7 gün istirahat önerilir. Ancak efor gerektirmeyen bir iş yapacaksanız ve ameliyat sonrası herhangi bir olumsuzluk yaşamadıysanız 5. günden sonra çalışabilir, seyahat edebilirsiniz. Ameliyattan 10 gün sonra burnunuza normal su çekebilirsiniz, hafifçe sümkürebilirsiniz. Geçmiş yıllarda küçültme için  sıkça lazer kullanılmış ancak, ameliyat sonrası kabuklanma, ağrı, ek maliyeti nedeniyle ve günümüzde kullanılan tekniklere üstünlüğü olmadığından artık tercih edilmemektedir. Konkalar burun fonksiyonlarının vazgeçilmez yapılarıdır. Bu nedenle aşırı küçültme veya tamamının alınması çok sakıncalıdır. Böylesi bir durumda “boş burun sendromu” oluşur. Burundan rahat hava geçse bile kişi havanın geçtiğini hissetmez, burunda sürekli kuruma, kabuklanma ve kötü koku oluşur. Çocuklarda cerrahi tedavi yerine radyofrekans ile küçültme tercih edilir. Cerrahi tedavi daha etkili ve daha kalıcıdır, ancak radyofrekansa göre iyileşme süresi daha uzundur. Konka Ameliyatından Sonra Ne Gibi Komplikasyonlar Görülebilir? Konka ameliyatında komplikasyon nadirdir, olası komplikasyonlar; • Kanama; Müdahale gerektiren kanama oranı %1 in altındadır. • Enfeksiyon • Burun içinde yapışıklık • Boş burun Sendromu; Burun etinin aşırı veya tamamının alınması durumunda gelişir. Burundan rahat hava geçse bile kişi havanın geçtiğini hissetmez, burunda sürekli kuruma, kabuklanma ve kötü koku oluşur. Konka Hipertrofisi (Burun Eti Büyümesi) Ameliyattan Sonra Tekrarlar mı?  Ameliyatta konka mukozası korunduğundan özellikle alerjik riniti olan hastalarda nadir de olsa konkalar tekrar büyüyebilir. Radyofrekans yönteminde tekrar büyüme oranı daha yüksektir.

KONKA REDÜKSİYONU (BURUN E...
NAZAL VALV (BURUN VALFİ) CERRA...
NAZAL VALV (BURUN VALFİ) CERRAHİSİ

Nazal Valv (Burun Valvi) Yetmezliği Neden Olur? Burun valfi, buruna havanın girişini kontrol eden yapıdır. Dış (eksternal) ve  İç (internal) burun valfi diye ayrılır. Eksternal nazal valv; burun deliğinin girişindeki alandır, alt yan burun kıkırdağının bacakları ve burun tabanı tarafından oluşturulur. İnternal nazal valv; üst yan burun kıkırdağının alt ucu, nazal septum (burun orta bölmesi), alt konkanın (burun eti) ön ucu ve burun yan duvarından oluşur. Burun girişinden 1,5-2 cm içerdedir. Normalde üst yan burun kıkırdağı ile nazal septum arasında valv açısı denen 10-15 derecelik bir açı vardır. Valv açısı, valv bölgesinin bir parçasıdır ve hava akımının düzenlendiği nazal direncin en önemli bölgesidir. Buradaki 1 derecelik daralma nazal valv bölgesinde 4 mm² daralma yapar. İnternal nazal valvdeki kesitsel alan 55 ile 83 mm² dir. Valv açısının daralması veya valv bölgesinin alanının normalin altına inmesi sonucu burundan nefes alma zorluğuna Nazal Valv Yetmezliği (Burun Valfi Yetmezliği) denir. Nazal valv yetmezliği erişkinlerde burun tıkanıklığı nedenleri içerisinde 3. sırada yer alır.  Nazal Valv (Burun Valvi) Yetmezliği Neden Olur?  Nazal valv yetmezliği ve çökmenin en sık nedeni rinoplasti (burun estetiği) ameliyatıdır. Rinoplasti ameliyatı olanların %25 inde nazal valvin daraldığı gösterilmiştir. Bu nedenle rinoplasti ameliyatında burnu sadece estetik olarak değil aynı zamanda fonksiyonel olarak da düşünmek gerekir. Travma, doğuştan burun kıkırdak ve yumuşak dokularında zayıflık,  yaşlanma, yüz felci, yarık dudak diğer nedenlerdir.  Ne gibi Şikayetlere Neden Olur?  Burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama; Genellikle efor sarfederken burun tıkanıklığı artar ve efor kapasitesi düşer. Ağzı açık uyumaya bağlı olarak özellikle sabahları boğazda kuruma, yapışma hissi olur. Uyku kalitesi olumsuz etkilenir ve genellikle yorgunluk hissiyle uyanılır.  Teşhis Nasıl Konulur? Nazal valv yetmezliği olanlarda genelde dar bir burun yapısı görülür. Burundan derin nefes aldığında, burun yan duvarlarında içeri doğru çökme eğilimi görülür. Cottle manevrası dediğimiz testte; hasta normal soluk alıp verirken muayene edilen burun deliği tarafındaki yanak dışarı(yana ve yukarı) doğru çekilir. Nefes almada rahatlama oluyorsa test pozitiftir.  Burun valvi dışında burun tıkanıklığı yapabilen diğer nedenlerin de araştırılması gerekir. Bunun için burun spekulumu denen aletle burun kanatları biraz açılarak burun septumu muayene edilir. Septumun arka kısmı, burun etleri, sinüs kanallarının burun içine açıldığı yerlerinde görülmesi için endoskopik muayene yapılır. Endoskopik muayende burun endoskopu denen, ucunda minik kamera ve ışık bulunan 2,7 veya 4 mm kalınlığında bir aletle burun içinden muayene yapılır. Her iki muayene yöntemi de ağrısızdır ve kısa sürer. Nazal valv yetmezliği teşhisi için sıklıkla tetkik gerekmez, ancak Akustik Rinometri ve Rinomanometri testleriyle burun valfindeki daralma objektif olarak ortaya konabilir. Nazal valv yetmezliği beraberinde septum deviasyonu, burun etlerinde aşırı büyüme, sinüzit, polip gibi başka burun problemleri de varsa sinüs tomografisi çekilerek burun ve çevresindeki sinüs yapıları detaylı olarak değerlendirilebilir.  Tedavi Nasıl Yapılır?  Geçici çözüm için gece yatarken burun valfini dışarıdan açan burun bantları veya içerden açan silikon açıcılar (Nozovent) kullanılabilir. Kalıcı çözüm için ameliyat gerekir. Ameliyatta amaç daralmış olan valv açısını genişletmektir. Bunun için valv bölgesini açan greft ve dikiş teknikleri mevcuttur. Greft tekniklerinde burun septumundan veya kulakdan kıkırdak alınır, şekillendirilir ve valv bölgesini genişletecek şekilde burun içinden yerleştirilir. Sabitlemek için dikişler konur.   Nazal valv yetmezliğinde sadece valv açısına odaklanmamak, burun septumu, burun etleri (konkalar) diğer burun yapılarında da problem varsa hepsini beraber düzeltmek gerekir. Valv cerrahisi genel anestezi, lokal anestezi veya sedasyonla denen tam uyutulmadan yapılabilir. Önceki yıllarda daha çok lokal anestezi ile yapılırken son yıllarda anestezideki gelişmeler, anestezi uzmanlarının yeterli sayıda ve tecrübede olmasından dolayı, ayrıca hasta ve cerrahın daha konforlu olmasından dolayı genel anestezi tercih edilmektedir. Ameliyat öncesinde anestezi doktoru muayenesi ve bazı tetkiklerle ameliyata engel veya riskli bir durum olup olmadığı değerlendirilir. Nazal valv yetmezliğinin cerrahi tedavisi için kendi geliştirdiğim teknik ameliyat süresini kısaltmakta, ameliyatın başarı oranını artırmakta ve grefti sabitlemek için dikiş gerektirmemektedir. Bu teknik %90 başarılı sonuç vermektedir.  Geliştirdiğim teknik uluslararası saygınlığı ile bilinen Laryngoscope dergisinde yayınlanmış olup makaleme aşağıdaki linkden ulaşılabilir. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18622313 Islam A, Arslan N, Felek SA, Celik H, Demirci M, Oguz H. Reconstruction of the internal nasal valve: modified splay graft technique with endonasal approach. Laryngoscope. 2008 Oct;118(10):1739-43. doi:10.1097/MLG.0b013e31817f1913

NAZAL VALV (BURUN VALFİ) C...
NAZAL SEPTUM PERFORASYONU ONAR...
NAZAL SEPTUM PERFORASYONU ONARIMI

Nazal Septum Perforasyonu Nedir? Nazal septum perforasyonu (NSP), her iki burun deliğini birbirinden ayıran burun bölmesi (nazal septum) un tam kat delinmesidir. Nazal Septum Perforasyonu Neden Olur? En sık burun ameliyatlarının (septum cerrahileri) bir komplikasyonu olarak karşımıza çıkar. • Travma (burun ameliyatları, septal kırık, septal hematom, nazal yabancı cisimler ve burun delme, sürekli burun karıştırma, septal koterizasyon, nazotrakeal entübasyon ), • Uzun süre burun spreyi kullanımı, • Kokain kullanımı, • Enflamasyon (vaskülitler, kollajen damar hastalıkları, sarkoidozis, wegener granülomatözü), • Enfeksiyon (tüberküloz, sifiliz, lepromatöz lepra, mukor, difteri, AIDS vs.), • Kimyasal irritanlar (krom işçiliği) • Tümörler Ne Gibi Şikayetlere Neden Olur? Septum perforasyonlarında; kabuklanma, kanama, burundan nefes alırken ıslık sesi duyulması, burun tıkanıklığı, ağrı, burun ve geniz akıntısı gibi semptomlar görülürken, hastaların bazılarında hiç bir şikayet olmayabilir. Semptomlar perforasyonun yeri, büyüklüğü ve nedenine göre değişkenlik gösterebilir. Burun septumunun arka kısmındaki küçük bir perforasyon belirtisiz olabilirken, ön kısımda olduğunda özellikle ıslık sesine neden olabilir. Perforasyon büyüklüğü arttıkça burun içinde laminer hava akımı bozulur ve türbülan akım oluşur. Bu da kuruma, kabuklanma ve burun tıkanıklığına neden olur. Ayrıca önde yerleşimli büyük bir perforasyon burun sırtı desteğinin kaybıyla semer burun deformitesi dediğimiz çökmeye neden olabilir. Kokain kullananlarda, enfeksiyöz nedenliperforasyonlarda ise orta-düşük derecede kıkırdak iltihabı ağrıya neden olabilir. Teşhis Nasıl Konulur? Burun spekulumu denen aletle burun kanatları biraz açılarak burun içi muayene edilir. Bu muayene ile öndeki bir perforasyon rahatça görülebilir. Burun septumunun arka kısmındaki perforasyonların görülmesi için endoskopik muayene yapılır. Endoskopik muayenede burun endoskopu denen, ucunda minik kamera ve ışık bulunan 2,7 veya 4 mm kalınlığında bir aletle burun içinden muayene yapılır. Her iki muayene yöntemi de ağrısızdır ve kısa sürer. Gerektiğinde sinüs tomografisi çekilerek detaylı değerlendirme yapılabilir. Tedavi Nasıl Yapılır? Şikayet oluşturmayan septum perforasyonunda tedaviye gerek yoktur. Semptomatik NSP tedavisinde başlangıçta burun yıkama, yumuşatıcı-nemlendirici merhemler, septal kapatıcılar (septal buton) gibi konservatif tedaviler uygulanabilir. Ancak bu tedaviler çoğunlukla semptomları gidermeye yetmez. Kalıcı çözüm için en ideal tedavi cerrahidir. Cerrahi kapamada burun içindeki mukoza denen örtü kaldırılıp perforasyona doğru çevrilir veya ilerletilir. Daha sonra dikilerek perforasyon kapatılır. Bu işlemi iki taraflı yapmak ve tekrar delinme olmaması için araya bir bariyer (kıkırdak, kemik, fasiya, vs) koymak başarıyı artırır.Nazal septal perforasyonun başarılı bir şekilde onarımı özellikle perforasyonun nedenine, yerine, büyüklüğüne, perforasyon kenarlarında kıkırdak-kemik doku varlığına, cerrahi tekniğe ve cerrahın deneyimine bağlıdır. Nazal septal perforasyon çoğu zaman septoplasti ve SMR(submüköz rezeksiyon) gibi burun ameliyatlarındaki mukozal yırtıklar sonucu geliştiğinden karşılıklı mukozal yırtıklar fark edildiği anda eş zamanlı olarak onarılmalıdır. Kokain kullanımı, Wegener granülomatözü gibi enflamatuvar hastalıklar, burun karıştırma, nazal koter kullanımı sonucu gelişen NSP’lerde cerrahi tedavi başarısı daha düşüktür. Öndeki bir perforasyonun kapanma şansı arkadakinden daha fazladır. Küçük bir perforasyonun (1cm den küçük) kapanma ihtimali %90-100 lere varırken büyük bir perforasyonda (2 cm den büyük) kapanma oranı %70-80 lerdedir. Nazal septum perforasyonu cerrahisinde uyguladığım değişik cerrahi teknikler ve bunların sonuçları ile ilgili olarak uluslararası ve ulusal dergilerde yayınlanmış makalelerime aşağıdaki linklerden ulaşılabilir. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19961401 http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19401054 1: Islam A, Celik H, Felek SA, Demirci M. Repair of nasal septal perforation with "cross-stealing" technique. Am J Rhinol Allergy. 2009 Mar-Apr;23(2):225-8. doi:10.2500/ajra.2009.23.3299. PubMed PMID: 19401054. 2: Islam A, Felek S, Celik H, Arslan N, Can IH, Oğuz H. [Repair of nasal septal perforation with different intranasal flap techniques and their outcomes]. Kulak Burun Bogaz Ihtis Derg. 2009 Sep-Oct;19(5):232-8. Turkish. PubMed PMID: 19961401

NAZAL SEPTUM PERFORASYONU ...
HORLAMA VE UYKU APNESİ CERRAHİ...
HORLAMA VE UYKU APNESİ CERRAHİSİ

Hafif derecede uyku apnesi olanlarda veya PAP tedavisine adapte olamayan hastalarda cerrahi tedavi önerilir. Cerrahi tedavide üst solunum yolundaki anatomik darlık bölgesi veya bölgeleri genişletilerek solunum sırasındaki tıkanıklık önlenmeye çalışılır. Konunun başında da belirttiğim gibi üst solunum yolu burundan gırtlağa kadar devam eder. Dolayısıyla darlık; burun, geniz, yumuşak damak ve küçük dil, dil kökü veya gırtlak bölgesinin bir veya bir kaçında olabilir. Buna bağlı olarak da bu bölgelerin bir veya bir kaçına cerrahi müdahale gerekebilir. Buruna Yönelik Cerrahiler; Septoplasti (Deviasyon ameliyatı), Burun eti küçültülmesi, Burun valfi cerrahisi, Endoskopik Sinüs Cerrahisi (Polip veya burun kitlelerinde). Tek başına burun ameliyatları, horlamada %50, hafif derece uyku apnesinde ise %10 oranında düzelme sağlar. Geniz Bölgesine Yönelik Cerrahiler; Geniz etinin alınması, Geniz kitlelerinin cerrahisi. Damak Cerrahileri; Uvulopalatofaringoplasti (UPPP), Lateral faringoplasti, Transpalatal ilerletme, Anterior palatoplasti, Ekspansiyon sfinkter faringoplasti, Somnoplasti, Palatal implat (Pillar prosedür) vs. gibi birçok teknik uygulanmaktadır. Bu kadar,çok teknik geliştirilmesi aslında her hastada etkili bir yöntem bulma çabasından kaynaklanmaktadır. Sayılan bu tekniklerin bir kısmının zaman içinde uyku apnesinde etkinliği olmadığı, bazılarının da sık gözlenen komplikasyonlardan dolayı artık uygulanmadığını söylemek gerekir. Örneğin Yumuşak damağa radyofrekans uygulanması (Somnoplasti) horlamada kısmi iyileşme sağlarken uyku apnesinde etkinliği yoktur. Pillar prosedür ise komplikasyonları ve düşük başarı oranı nedeniyle neredeyse uygulanmamaktadır. Bunun yanında UPPP, Lateral faringoplasti, Transpalatal ilerletme ameliyatları hafif derece uyku apnesinde orta-uzun vadede %50 civarında başarı sağlamaktadır. Dil Kökü Cerrahileri; Dil kökünden doku çıkarılması, Dil kökü askısı, Hiyoid süspansiyon (dil kemiği askısı) yöntemleri tanımlanmış ancak uzun süren ağrı ve beslenme problemleri, komplikasyonlarının yüksek olması ve orta-uzun dönemde etkinliğinin düşük olması nedeniyle yaygınlık kazanmamıştır. Maksillo-mandibuler ilerletme; Üst ve alt çenenin öne alınması ameliyatıdır. Yukarıda sayılan ameliyatlar içerisinde başarı oranı en yüksek olan ameliyattır. Uyku apnesinin tedavisindeki etkinliği, seçilmiş hastalarda %90 a varmaktadır. Ancak bu ameliyat diğerlerine göre, iyileşme süresi uzun, komplikasyon oranı daha çok ve yüz görünümünde kalıcı değişikliğe neden olduğundan nadiren uygulanmaktadır. Trakeotomi; Soluk borusuna boyun ön orta kısmından delik açılmasıdır. Ağır derece uyku apnesi ile beraber ciddi kalp-akciğer hastalığı olan ve PAP cihaz tedavisi uygulamayan, diğer cerrahilerle tıkayıcı uyku apnesi (OSAS) düzelmeyen, ciddi ölüm riski taşıyan hastalarda uygulanır. Üst solunum yolunun tamamı devre dışı bırakılarak doğrudan soluk borusuna bağlantı kurulduğunda OSAS da %100 etkilidir. Sinir ve Kas Stimülatörleri; Son yıllarda geliştirilen bu yöntem orta veya ağır derece OSAS olan ve CPAP kullanamayan hastalara uygulanmaya başlanmıştır. Bu yöntemde dil kaslarına giden sinir uyarılarak apne önlenmeye çalışılır. 2014 den beri uygulanmaya başlanan bu yöntem pahalı ve uzun dönem sonuçları ile ilgili veriler yetersiz olduğundan henüz yaygınlaşmamıştır.

HORLAMA VE UYKU APNESİ CER...
ADENOİDEKTOMİ (GENİZ ETİ AMELİ...
ADENOİDEKTOMİ (GENİZ ETİ AMELİYATI)

GENİZ ETİ ( ADENOİD ) Vücudun mikroplarla mücadele etmesi için ağız ve burun gerisinde lenfoid doku dediğimiz dokular bulunur. Bunlardan burun gerisinde (genizde) olana tonsilla pharyngea (adenoid, geniz eti), boğazda her iki yan tarafta olana tonsilla palatina (bademcik), dil kökünde olana tonsilla lingualis, östaki borusu çevresinde olana tonsilla tubarius denir. Bunların haricinde ağız ve boğazda da birçok küçük lenfoid doku vardır. Bu lenfoid dokular ağız ve burun girişinde vücuda giren virüs ve bakterileri karşılarlar. Zaman içinde onları tanır ve onlara karşı antikor üreterek bağışıklık sistemimizin gelişmesini sağlarlar. Özellikle bademcik ve geniz eti 5-6 yaşına kadar giderek büyür sonra küçülmeye başlar ve 11 yaşlarında erişkin bir kişideki boyutuna geriler. Özellikle sık geçirilen enfeksiyonlar ve alerjide bu dokular normalden daha fazla büyür ve küçülmez. Normalde vücut için koruyucu olan bu dokular görevini yapamaz veya kendisi bir enfeksiyon kaynağı haline gelirse ameliyatla alınması önerilir. Geniz eti (tonsilla pharyngea); sürekli (3 aydan uzun) burun tıkanıklığı ve ağzı açık uyumaya neden olacak kadar büyükse ve küçülmüyorsa, sık sinüzit veya orta kulak iltihabı, orta kulakta sıvı birikimine sebep oluyorsa alınması önerilir. Bazen bademcik ve geniz eti hiç iltihaplanmasa bile çok büyümüş ve uyku apnesine (uykuda ara ara nefes durması) neden oluyorsa yine alınması gerekir. Bademcik ve geniz eti sorunu olan çocuklar genelde iştahsızdırlar ve yaşıtlarına göre büyüme-gelişme daha yavaş olur. Ameliyat yaşı genelde 3 yaş ve üzeridir. Ancak uyku apnesine neden oluyorsa çok daha erken yaşta ameliyat edilir. Çünkü uyku apnesinin getirdiği riskler ameliyat risklerinden daha fazladır. Görevini yapamayan bademcik ve geniz etinin alınması bağışıklık sisteminde bir eksiklik oluşturmaz. Ameliyat kararının verilebilmesi için hastalığın hikayesi, süreci kadar muayene de önemlidir. Geniz eti ile burun etleri (konka) farklı yapılardır ve çoğu zaman karıştırılır. Geniz eti burnun en arka kısmında ve orta hatta (geniz bölgesinde) bulunurken, burun etleri burun girişinin yan duvarlarındadır. Geniz eti büyüklüğü kreş ve anaokulu döneminde (3-5 yaş arasında) daha sık görülür. Sık geçirilen enfeksiyonlar ve alerjinin varlığı geniz etinin büyümesinde en önemli etkenlerdir. Bu nedenle üst solunum yolu enfeksiyonlarının erken tedavisi ve alerjinin kontrol altına alınması geniz etinin aşırı büyümesini önleyebilir. Geniz Eti Ameliyatı ( Adenoidektomi ) Hangi Durumlarda Yapılır? . Geniz etinin kronik burun tıkanıklığına neden olacak kadar büyük olması; Sürekli ağzı açık uyuma bazen horlama, uyku apnesi (Detaylı bilgi için bkz: http://drahmetislam.com/kulak_burun_bogaz_detay/cocuklarda-horlama-ve-uyku-apnesi/261), yutma sorunu ve konuşma bozukluğu, çene, diş ve yüz gelişiminde bozukluğa neden olabilir. Uzun süreli tam burun tıkanıklığı büyüme-gelişme geriliği, kalp-akciğer hastalığına (cor pulmonale) neden olabilir. Sürekli burun tıkalı ve ağızdan nefes alan çocuklarda “adenoid yüzü” denen görünüm oluşur. Bu yüz görünümünde; yüzün orta kısmı basık, ağız sürekli açık, üst çene öne doğru çıkık, damak yapısı kubbeli ve dar bir hal alır. Dişlerde kapanma problemleri ve sık çürük gelişir. Bazen hastalar önce ortodontiye başvururlar. Sürekli ağızdan salya akan bir görünüm olur. Uyku kalitesi düşüktür, sürekli yatakta dönerler, başlarını geriye doğru atarak daha rahat nefes almaya çalışırlar. . Büyüme-gelişme geriliği; hem iştahsızlık hem de uyku kalitesindeki bozulmayla beraber uykuda büyüme hormonunun salınımındaki düzensizliklere bağlı gelişir. Nadiren bu çocuklar insülin direncine bağlı olarak fazla kilolu olabilir. . Kronik veya tekrarlayan Adenoidit (Geniz eti iltihabı) . Kronik veya tekrarlayan Sinüzit . Kronik veya tekrarlayan Orta kulak iltihabı (otitis media) veya Orta kulakta sıvı birikimi (efüzyonlu otit). Yılda 3-4 kez ve fazla tekrarlaması. . Kronik veya tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonu . İlaç tedavileriyle kontrolünde zorlanılan astım ve solunum yolu alerjileri Geniz Eti Ameliyatı ( Adenoidektomi ) Kontrendikasyonları Nelerdir? . Kanama diyatezi (kanın pıhtılaşması ile ilgili bozukluklar) . Kontrol edilemeyen kronik hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi) ve anestezi açısından risk görülmesi . Kansızlık . Aktif enfeksiyon dönemi Bu durumlar düzeltilmeden geniz eti ameliyatı yapılmaz. . Yarık damak, velofarengeal yetmezlik, nörolojik hastalıklara bağlı kas hipotonilerinde geniz etinin tamamı alınmaz. Geniz Eti Ameliyatı ( Adenoidektomi ) Nasıl Yapılır? Geniz Eti Ameliyatı ( Adenoidektomi ) genel anestezi altında yapılır. Ameliyat öncesinde rutin kan tetkikleri ve Anestezi doktorunun değerlendirmesi ile ameliyata engel bir durum olup olmadığı kontrol edilir. Ameliyatın kendisi yaklaşık 10-15 dakika sürer. Hastanın uyuması ve uyanması ile beraber toplam süre yaklaşık 45 dakikadır. Ameliyatta değişik enstrümanlar veya metodlar kullanılabilir. Bunlar; Adenotom, Küret, Elektrokoter, Mikrodebrider, Lazer olarak sayılabilir. Klasik olarak geniz eti kazınarak (küret) alınır. Geniz Eti Ameliyatı ( Adenoidektomi ) Sonrası Süreç ve Beslenme Ameliyat sonrasında 4-5 saatlik takipten sonra hasta kontrol edilir ve genellikle taburcu edilir. Ancak; kanama riski olduğu düşünülen hastalar 1 gece yatırılır. Ameliyat sonrasında soğuk ve yumuşak gıdalardan başlayıp ılık ve katı gıdalara geçiş şeklinde bir diyet uygulanır. Bademcik ameliyatı sonrasındaki gibi katı bir diyet uygulamak gerekmez. Okula giden çocuklarda 1 hafta istirahat önerilir. İlk 3-4 günü evde geçirmesi önerilir. Ameliyatın Komplikasyonları Nelerdir? . Kanama: Geniz Eti Ameliyatı ( Adenoidektomi ) ameliyatları sonrası %0,5 oranında görülür. Büyük çoğunluğu ilk 24 saatte görülür. Lokal müdahalelerle durdurulamayan kanamalarda tekrar ameliyat gerekebilir. . Velofarengeal yetmezlik: %0,03-%0,06 görülebilir. Çoğunlukla geçicidir. 2-4 hafta da düzelir. Yutma esnasında yumuşak damağın genzi tam kapatamaması sonucu gıdaların geniz ve buruna kaçmasıdır. Nadiren kalıcı olabilir. . Tortikolis . Atlantoaxiyal subluksasyon . Nazofarengeal stenoz . Östaki tüpü hasarı . Anesteziye bağlı komplikasyonlar Geniz Eti Ameliyat Sonrası Tekrarlar mı? Geniz eti bademcik gibi kapsüllü bir doku değildir. Boyun omurlarının önünde geniz bölgesinde ve yapışık bir dokudur. Ameliyat esnasında östaki tüpü ve boyun omurlarına zarar vermemek adına geride küçük parçalar kalabilir. Nadiren de olsa özellikle alerjisi olan çocuklarda 5-6 yaşına kadar tekrar büyüme görülebilir.

ADENOİDEKTOMİ (GENİZ ETİ A...
TONSİLLEKTOMİ
TONSİLLEKTOMİ

BADEMCİK ( TONSİL ) Vücudun mikroplarla mücadele etmesi için ağız ve burun gerisinde lenfoid doku dediğimiz dokular bulunur. Bunlardan burun gerisinde (genizde) olana tonsilla pharyngea (adenoid, geniz eti), boğazda her iki yan tarafta olana tonsilla palatina (bademcik), dil kökünde olana tonsilla lingualis, östaki borusu çevresinde olana tonsilla tubarius denir. Bunların haricinde ağız ve boğazda da birçok küçük lenfoid doku vardır. Bu lenfoid dokular ağız ve burun girişinde vücuda giren virüs ve bakterileri karşılarlar. Zaman içinde onları tanır ve onlara karşı antikor üreterek bağışıklık sistemimizin gelişmesini sağlarlar.Özellikle bademcik ve geniz eti 5-6 yaşına kadar giderek büyür sonra küçülmeye başlar ve 11 yaşlarında erişkin bir kişideki boyutuna geriler.Özellikle sık geçirilen enfeksiyonlar ve alerjide bu dokular normalden daha fazla büyür ve küçülmez. Normalde vücut için koruyucu olan bu dokular görevini yapamaz veya kendisi bir enfeksiyon kaynağı haline gelirse ameliyatla alınması önerilir.

TONSİLLEKTOMİ
ENDOSKOPİK SİNÜS CERRAHİSİ (ES...
ENDOSKOPİK SİNÜS CERRAHİSİ (ESC)

Endoskop ve Endoskopik Sinüs Cerrahisi (ESC) Nedir? Endoskop, ucunda ışık ve optik mercekler bulunan ve bu sayede bir ucundan bakıldığında diğer ucundaki görüntüyü doğrudan görme imkanı sağlayan aletlerdir. KBB başta olmak üzere Gastroenteroloji, Üroloji, Ortopedi, Genel Cerrahi, Kadın Doğum, Göğüs Cerrahisi gibi birçok branşta farklı kalınlık ve uzunlukta endoskoplar kullanılır. KBB da genelde 4 mm ve 2,7 mm çaplı endoskoplar kullanılır. Endoskopun ucundaki merceğin yerleşimine göre 0º, 30º, 45º, 70º, 90º ve 120º açılı endoskoplar vardır. Endoskoplar burun içerisinde doğrudan göremediğimiz karanlık boşlukların, normal anatomik yapıların ve patolojik dokuların net olarak görülmesini sağlarlar. Endoskoplar bir kamera sistemiyle birleştirilir, görüntü eş zamanlı olarak bilgisayara ve monitöre aktarılır. Görüntüler büyütülebilir ve gerektiğinde HD kalitesinde kaydedilebilir. Endoskoplar kullanılarak burun çevresindeki sinüslere yönelik yapılan ameliyatlara Endoskopik Sinüs Cerrahisi denir. Uzun yıllardan beri tüm dünyada ve ülkemizde yaygın olarak uygulanmaktadır. Endoskopi ve ESC Hangi Durumlarda Uygulanır? Endoskoplar burun, sinüs ve bunların komşuluklarını ilgilendiren birçok hastalığın tanı ve cerrahi tedavisinde kullanılmaktadır. Bunlar; yıllardan beri tüm dünyada ve ülkemizde yaygın olarak uygulanmaktadır.  Endoskoplar burun, sinüs ve bunların komşuluklarını ilgilendiren birçok hastalığın tanı ve cerrahi tedavisinde kullanılmaktadır. Bunlar; . Kronik Sinüzit (İlaç tedavisine cevap vermeyen) . Rekürren (Tekrarlayıcı) Sinüzit . Nazal Polip . Antrokoanal Polip . Konka Redüksiyonu (Burun etlerinin küçültülmesi) . Sinüs Mukoseli . Burun ve Sinüs Tümörleri . Beyin-Omurilik Sıvısı Kaçağı (Serebrospinal Rinore) . Orbital Dekompresyon (Tiroid oftalmopatisinde gözü baskıdan kurtarma) . Optik Sinir Dekompresyonu (Göz sinirini baskıdan kurtarma) . Dakriyosistorinostomi (Tıkalı gözyaşı kanalının açılması) . Koanal Atrezi Onarımı . Burundaki Yabancı Cisimlerin Çıkarılması . Burun Kanaması Kontrolü . Hipofiz Bezi Tümörleri . Kafa Tabanı Cerrahisi . Septal Kret (Endoskopik Septoplasti) . Östaki Tüpü Problemleri Avantajları Nelerdir? Endoskoplar sayesinde burun ve yüzde herhangi bir kesi yapmadan, tamamen burun içerisinden ameliyat yapılabilmektedir. Ayrıca klasik yöntemlerle ulaşamadığımız veya iyi göremediğimiz alanlara endoskoplar ile çok daha rahat ulaşılabilmektedir. Sağlıklı dokulara zarar vermeden sadece hastalıklı dokulara yönelik cerrahi müdahale imkanı sağlamaktadır. Endoskopik cerrahi ile hem komplikasyon riski azalmakta, hem de iyileşme süresi kısalmaktadır. Nasıl Yapılır? Ameliyat; genel anestezi, lokal anestezi veya sedasyon dediğimiz tam bir uyutulma olmadan yapılabilir. Anestezi seçiminde yapılacak işlemin süresi, kapsamı, riskleri ve hastanın tercihi önemlidir. Örneğin yaygın nazal polip veya tümör durumunda genel anestezi uygulanırken burunda yabancı cisim veya septal kret tedavisi lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Ameliyat öncesinde anestezi doktoru muayenesi ve bazı tetkiklerle ameliyata engel veya riskli bir durum olup olmadığı değerlendirilir. Ameliyat öncesinde hastanın sinüs tomografisi çekilerek bastırılır ve ameliyathanede cerrahın istediği zaman görebileceği yere asılır. Ameliyat esnasında gerektiğinde burun içerisindeki yerimizi kontrol etmek ve komplikasyondan kaçınmak için tomografiye bakılır. Ameliyatta endoskop ile burun deliğinden girilir, endoskopik cerrahi için geliştirilmiş hassas aletlerle dokuları doğrudan görerek gerekli işlemler yapılır. Yapılacak işlemin kapsamı hastalığa ve yaygınlığına göre değişir. Örneğin kronik sinüzitte; tıkalı olan sinüs kanalları açılır, sağlam dokulara zarar vermeden hastalıklı dokular temizlenir. Nazal polipte; sağlıklı mukozaya dokunmadan burun içini ve sinüsleri dolduran tüm polip dokuları temizlenir. Tümörlerde ise tümör dokusu ile beraber etrafındaki bir miktar sağlam dokuda çıkarılır. Ameliyatın süresi kapsamına göre değişir. Örneğin kronik sinüzit nedeniyle yapılan ameliyat ortalama 1,5 saat sürer. Endoskopik cerrahide klasik aletler dışında ameliyatın süresini kısaltan ve güvenliğini artıran sistemler kullanılabilir. Bunlardan; Mikrodebrider sisteminde; dokular bir yandan traşlanır bir yandan vakumla çekilerek ortamdan uzaklaştırılır. Özellikle yaygın nazal poliplerde hem ameliyat süresini hem de kanamayı azalttığı için sıklıkla kullanılır. Cerrahi Navigasyon (Görüntü Rehberli Cerrahi, Image Guidet Surgery); Bunu tıpkı araçlarda kullanılan navigasyon cihazı gibi düşünebiliriz. Navigasyon cihazı nasıl ki sürekli bulunduğumuz yeri gösteriyorsa, endoskopik sinüs cerrahisinde de navigasyon sistemi ile burun içinde kullandığımız cerrahi aletlerin yerini üç boyutlu olarak görebilmekteyiz. Elektromanyetik ve Optik (İnfrared) sistem olmak üzere 2 sistem vardır. Cerrahi navigasyon sisteminde; ameliyat öncesinde hastanın sinüs tomografisi (1 mm den daha hassas olmak üzere) çekilir ve sisteme yüklenir, ameliyatta hastanın başına özel bir başlık yerleştirilir. Bu sayede ameliyat esnasında cerrahi aletlerimizin konumunu 1 mm den daha hassas bir şekilde monitörden görebiliriz. Cerrahi navigasyonun en önemli avantajı kafa tabanı ve beyin, göz ve görme siniri, büyük damarlara yakın olan hastalıklı dokuları temizlerken bu yapılara zarar verme riskini ve dolayısıyla ciddi komplikasyonları azaltmasıdır. Rutin endoskopik sinüs cerrahisinde cerrahi navigasyon gerekli değildir.  Kişisel olarak cerrahi navigasyonu; daha önce nazal polipten ameliyat geçirmiş ve normal anatomik yapıların değiştiği yaygın nüks nazal poliplerde, kafa tabanı ve göze yakın sinüs tümörlerinde, beyin-omurilik sıvısı kaçağı tamirinde, optik sinir dekompresyonunda, hipofiz cerrahisinde(beyin cerrahisi ile beraber) gerektiğinde kullanıyorum. Cerrahi navigasyonun dezavantajı ise ameliyat öncesi hazırlıktan dolayı süreyi uzatması ve maliyeti artırmasıdır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıl Olur ve Nelere Dikkat Edilmelidir? Ameliyat sonrası hafif ağrı olabilir, ağrı kesicilerle kolaylıkla giderilebilir. Endoskopik cerrahide burun şeklinde herhangi bir değişiklik, şişlik ya da morluk olmaz. Ameliyat bitiminde ameliyat sahasına kendiliğinden eriyen tamponlar konulur, burun delikleri açık kalır. Ancak endoskopik cerrahi ile beraber rinoplasti (burun estetiği), septoplasti (deviasyon ameliyatı), konka (burun eti) cerrahisi gibi bir ya da birkaç işlem yapılmışsa burun içine yumuşak silikondan yapılmış esnek tamponlar konur (doyle splint). Bu tamponların ortası boruludur, kurumuş sümük veya pıhtı ile tıkanmazsa tamponlu iken de burundan nefes alınabilir. Sadece septoplasti yapılmışsa 2-3 gün, beraberinde burun etlerine de (konka cerrahisi) müdahale yapılmışsa veya burun estetiği ile beraber yapılmışsa 5-7 gün sonra tamponlar çıkarılır. Çıkarma işlemi 10-15 saniye sürer ve ağrısızdır. Ameliyat olduğunuz gün takiplerinize göre 1 gün hastanede kalabilirsiniz. Ameliyattan sonra 1-2 gün burundan sızıntı şeklinde kanamalar olabilir, sonraki birkaç gün sümükle karışık akıntılar, sonrasın da burun içinde kabuklanmalar olur. Ameliyatın kapsamına göre değişmekle beraber 2-6 hafta sürebilir. Bu kabuklar serum fizyolojik ile yumuşatılarak temizlenebilir. Bu süreçte sık kontrol ve burun içi pansumanları sağlıklı bir iyileşme için çok önemlidir. Ameliyat sonrası 7-10 gün istirahat önerilir. Ancak efor gerektirmeyen bir iş yapacaksanız ve ameliyat sonrası herhangi bir olumsuzluk yaşamadıysanız 5. günden sonra çalışabilir, seyahat edebilirsiniz. Sonuçlar Nasıldır? Endoskopik cerrahinin sonuçları hastalığa göre değişir. Kronik veya Rekürren sinüzitte başarı %80-90 arasındadır. Nazal polipler tekrarlamaya eğilimlidir, sadece polip olanlarda %20-30, polip+astım+aspirin alerjisi (sampter sendromu) olanlarda %70 tekrarlar. Tekrarlama süresi kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda ameliyattan sonra 6 ay içinde polip tekrarlayabilirken bazılarında 5 yıl sonra tekrarlayabilir. Antrokoanal polipde başarı ortalama %95 dir. Sonuçlarda hastalığın yanında cerrahın deneyimi de çok önemlidir. Ne Gibi Komplikasyonlar Görülebilir? Burun ve çevresindeki sinüsler, anatomik olarak yanlarda göz ve gözyaşı kanalı, tavanda beyin zarı ve beyin dokusu, geride beyne giden karotis damarı ve göze giden optik sinir ile komşudur. Bu komşuluklardan dolayı endoskopik sinüs cerrahisinde zarar görme ihtimali vardır. Ciddiyetine göre komplikasyonlar majör ve minör diye ayrılır. Komplikasyon görülme ihtimali hastalığın yaygınlığına ve cerrahın deneyimine göre değişir. Major Komplikasyonlar: . Orbital hematom (göz çukurunda kan birikmesi),Optik sinir (görme siniri) hasarı ; görme kaybı ve körlük . Göz kaslarının zedelenmesi; Çift görme . Gözyaşı kanalı zedelenmesi sonucu gözyaşının dışarı akması (Epifora) . Beyin zarı veya beyin dokusu zedelenmesi; Beyin omurilik sıvısı kaçağı (BOS fistülü) (en sık görülen major komplikasyondur), Menenjit, Beyin apsesi, Beyin kanaması, Beyin içine hava kaçağı (Pnömosefali) . Büyük damar yaralanması ve kanama Minör Komplikasyonlar: . Göz çevresinde ödem, morarma, hava kaçağı . Yapışıklık; en sık görülen minör komplikasyondur . Burun kanaması . Koku kaybı . Enfeksiyon Balon Sinuplasti Nedir, Hangi Durumlarda Uygulanır? Balon sinuplasti, tıpkı damar tıkanıklıklarını açmak için uygulanan balon anjiyoplastideki gibi bir kateter yardımıyla daralmış sinüs kanallarının açılması işlemidir. Kateterin ucundaki balon sinüs kanalına yerleştirilir ve şişirilerek kanal genişletilir ve sinüslerin boşalması sağlanır. İşlem endoskopik olarak genel veya lokal anestezi ile yapılabilir. Ancak genel anestezi tercih edilir. Geleneksel endoskopik sinüs cerrahisi teknikleri ile kombine edilebilir. Frontal (alın), Maksiller (yanak) ve Sfenoid (kafa tabanındaki) sinüsleri etkileyen kronik sinüzitlerde uygulanabilir. Polip veya sinüsleri etkileyen diğer hastalıklarda etkinliği etkileşimi yoktur. İşlemden sonra kanama pek olmaz, aynı gün evinize gidebilir ve ertesi gün işinize dönebilirsiniz. Endoskopik sinüs cerrahisi sonrasında olduğu gibi olan ve birkaç hafta süren kabuklanma bu uygulamada olmaz. Balon sinuplastinin dezavantajı ise sadece belli sinüslere ve sinüzit vakalarında uygulanabilmesi ve ek maliyet getirmesidir. Kişisel olarak bu yöntemi daha çok ilaç tedavisine cevap vermeyen izole frontal sinüzitlerde tercih ediyorum.

ENDOSKOPİK SİNÜS CERRAHİSİ...

2014 - 2019 © Copyright DOÇ. DR. AHMET İSLAM Tüm hakları saklıdır.